kiyaslabakalim header

KAHRAMANMARAŞ DEPREMİ 510 YIL SONRA TEKRAR! BİLİM İNSANLARININ ARAŞTIRMASI!

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelmiş olan depremler 11 ilde etkisini gösterdi. Depremler hala binaların yıkılmasına

Picture of Hakan Yıldırım

Hakan Yıldırım

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelmiş olan depremler 11 ilde etkisini gösterdi. Depremler hala binaların yıkılmasına ve can kaybına neden olan yeni gelişmelerle ilişkilendirilmektedir. Üç üniversiteden araştırmacılar yaptıkları çalışmada, 1513’teki büyük Kahramanmaraş depremi ile 6 Şubat’ta meydana gelen 7,8 büyüklüğündeki depremin aynı faydan kaynaklandığı sonucuna vardı.

 

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremler Türkiye’yi ve Türk milletini negatif yönden sarstı. Depremlerde yıkılan binaların ve can kayıplarının yol açtığı yaraların onarılması için çalışmalar yapılıyor. 11 ili vuran depremleri inceleyen üç üniversiteden araştırmacılar, 1513’teki büyük Kahramanmaraş depremi ile 6 Şubat’ta meydana gelen 7,8 büyüklüğündeki depremin aynı faydan kaynaklandığı sonucuna vardı. Tarihi kayıtlara göre Doğu Anadolu fayının Pazarcık kolu en son 1513 yılında kırılmıştır. Bu bilgi fay madenciliği zaman analizi tamamlandığında ortaya çıkacaktır.

 

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Jeoloji Mühendisliği Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Gülsen Uçarkuş, Doğu Anadolu fay alanı ve Pazarcık fay bölgesindeki deprem aktivitesinin belirlenmesine yönelik TÜBİTAK projesi kapsamında Adıyama’nın Gölbaşı bölgesinde yaptıkları araştırmayı değerlendirme altına aldı. Gölbaşı Havzası’ndaki Methodı Gölleri’nin multiparametrik gölleri üzerinde segment, Uçarkuş, İstanbul Teknik Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi ve Fırat Üniversitesi’nden takım arkadaşlarıyla birlikte TÜBİTAK’ın özel daveti üzerine Eylül 2022’de sahaya çıktığını söyledi. Amaçlarının Pazarcık yakasında meydana gelen eski depremleri tarihlendirmek olduğunu söyleyen Uçarkuş, “Disiplinli bir çalışma süreci oluşturduk, gölde karotlar açtık ve zemini kazdık. Gölbaşı’nda ilk kazıları yaptığımız bölgede yaptık. fayı çok hassas bir şekilde haritaladık.

 

Bir önceki depremin yerini bulduk diye bir açıklama daha geldi.  Araştırmacılar, “Kahramanmaraş’ta depremlerden daha sonra oldu. Yüzey kırığının haritasını çıkarmaya gittiğimizde kırığın kuyuyu yardığını ve 5 metre kadar ilerlediğini gördük” dedi. Uçarkuş, yaptıkları projelerle fayın deprem niteliğini anlamaya çalıştıklarını vurgulayarak şu bilgileri paylaştı: Deprem olduğunda işimiz çok ilerlemişti ve proje sırasında fay kırılmıştı. Bu fayın ne sıklıkta kırıldığını anlayabiliyoruz. Burada ortaya çıkan bilimsel keşifler çok önemli çünkü bu fay üzerinde bir insanın ömrü boyunca görebileceği kadar büyük depremler olmuyor. Doğru hata haritalaması çok önemli bir unsur. Harita Komutanlığının bize sağladığı yüksek kaliteli sayısal topoğrafik modeller ve yüksek çözünürlüklü uydu görüntülerini kullanarak çok daha hassas fayları gösterip haritalandırabiliyoruz.” dedi.

 

Uçarkuş, yaptığı açıklamada, şunları vurguladı: “Bu hatlar depremde de zarar gördü. Doğru haritalama sayesinde bu riskler ortadan kaldırılabilir. Önleyici tedbirler ve mühendislik çalışmaları ile riskler azaltılabilir. Deprem bu fayı parçalamıştır, ancak fay deprem oluşturmadan sismik olarak kaymaya devam etmektedir. 1999 depreminden sonra heyelanlar devam etti. Altyapı sıkıntısı devam ediyor. Sırf deprem olduğu için temel altyapının eskisi gibi onarılması gerekmiyor. Rayların teknik sistemleri ile kaymaya karşı korunması gerekmektedir. Uçarkuş, TÜBİTAK tarafından yönetilen bu veri üretim projelerinden farklı kurumların faydalanması gerektiğini söyledi. “Bu veriler dahilinde afet, bölge ve risk planları yer almalıdır. Mesela Gölbaşı, Adıyaman. Aslında bir sulak alan veya tarım alanıdır. Alanın yüzde 70’inin zarar gördüğünü biliyoruz. Bu alanlar doğal hallerine bırakılmalıdır. Doğadaki işlevine geri döner. Kolonilerimizi biraz daha bodrum kayalarında düzenliyoruz. İnsanlar yaşadıkları bölgeden çıkmak istemeyebilirler ama burada bir daha deprem olmaz diye düşünmemelisiniz. Bu kez de depreme yol açmayan geçitlerde altyapı sorunlarıyla baş başa kalıyorlar. Dağlara yerleşmek ise  bölgeyi tam olarak terk etmek anlamına gelmemektedir.

 

Gölbaşı ilçesinde kazı çalışmalarına başladıklarını ve bir önceki depremle ilgili bilgi aldıklarını söyleyen Uçarkuş, “Biz depremden sadece ay önce kazıya başladık ve bilgi aldık. 2023 depreminden önce meydana gelen ve çukuru kapatan bir deprem hakkında üstelik… Depremle birlikte aynı yerin tekrar kırıldığını gördük. Bir önceki depremin olduğu yeri bulma konusundaki kararlılığımız güçlendi. Bu, dünyada iki kez oldu. İtalya ve Yeni Zelanda’da bu tür çalışmalar hala var.” Bu tür bilimsel çalışmaların çok daha uzun süredir yapıldığını kaydeden Uçarkuş, sözlerine şöyle devam etti: “Bu bilgiyi aldık. Sismik boşlukların nerede olduğu veya ne kadar olduğu konusunda daha fazla kontrolümüz var. depremler tekrarlanma aralıklarıdır. Marmara bölgesindeki en büyük avantajımız İstanbul ilinin uzun ve tarihi geçmişidir. Sadece son 500 yıla bakarsak 1509, 1576, 189 ve 1912 depremlerinin varlığını biliyoruz. Marmara fayı bir bir kırılır ve depremlere neden olur. Bir fay kırılmaz, farklı fay sistemleri ayrı depremlere neden olur. İstanbul’da hala deprem var mı diye sormanın faydası yok. Depremi önlemeye odaklanmalıyız. Afet sonrası planlamalarına  değil, afet öncesinde meydana gelen planlamaya odaklanmalıyız. İmkanlarımız ve zamanımız varsa inşaat temelini sağlamlaştırmalıyız.” sözleri ile tamamladı.

Keşfet

KIYASLA BAKALIM